Yeni Medya Kullanımı ile Gerçekliğin ve An’ın Tüketimi Olgusunun  Halkla İlişkiler Alanına Etkileri

Dr. Öğr. Üyesi,  Hilal Kılıç 

2004 yılında web 2.0 uygulaması ile başlayan ve sayısı hızla artan yeni  medya mecraları gündelik yaşamdaki iletişim biçimlerinde köklü değişikliklere neden olmuştur. Zaman ve mekan ile sınırlı yüz yüze iletişim’in, internetin bireysel kullanımı ile sanal mecralarda 7/24 zamansız ve mekansız formda etkileşimli  biçimde gerçekleşmeye başlaması ve yaygınlaşan  tekno-kültür,  birey ve toplum üzerindeki etkileriyle birlikte tartışılmaya başlamıştır.

Kullanıcının bu yeni kültürle tanışması ve bu kültüre teknolojideki gelişmelerin  hızıyla eşdeğerdeki uyumu çoğu kez statükonun bir gereği olarak kabul görmüşse de bu uyumun toplumun büyük bir kesiminde  tereddütsüz gerçekleşmesi, yaratılan kültürün kodlarının geçmişte yazıla geldiğini ve kitlelerin uyumunun hazırlığına dair bir tarihçenin olduğunu düşündürmektedir. J.Baudrillard’ın Tüketim Toplumu’na dair savları ve Manuel Castells’in Ağ Toplumu ile ilgili   teknoloji,  iletişim ve ekonomi üçgenindeki değerlendirmeleri bu uyumu nedensellikleri ve tarihsellikleri bağlamında açıklamaktadır.

Fiziki dünya ile eşzamanlı  deneyimlenebilen sanal dünya kimi zaman birbirinden ayırdedilemeyecek ölçüde gerçekliği yansıtmaktadır. Kullanıcının, fiziki dünyada olan-biten’i yeni medya aracılığı ile sanal mecralara aktarımı esnasında sanal gerçekliğin kapıları aralanmakta ve an’ın ve gerçekliğin tüketimi iki dünya arasındaki bu geçişlerde deneyimlenebilmektedir. Kullanıcı, fiziki dünyada var olanı dilerse bu mecralarda  farklılaştırabilir, farklı gösterebilir, algılanmasını istediği şekle dönüştürebilir. İletişim’in karşılıklık ilkesindeki alıcının kod açma eylemi, adeta iletiyi yeni medya aracılığıyla  gönderen’in kumanda ettiği bir eyleme dönüşmüştür. Her an görünür olmayı seçen kullanıcılar için neredeyse yaşamdaki her an’ın sanal ortama aktarılarak  paylaşılması istenci de güçlenmiştir.

İletişim biçimlerinde hem nitelik hem de niceliksel açıdan yaşanan bu değişimlerin, Halkla İlişkiler alanı için de bir dönüşüme neden olduğunu söylenebilir. Bu dönem, Halkla İlişkiler için, geleneksel mecraların yanısıra dijital uygulamaların kullanıldığı yeni bir döneme işaret etmektedir.  Örneğin, Halkla İlişkiler’in hedef kitlesine,  geleneksel medyayı kullanarak, basın bültenleri aracılığıyla servis ettiği duyurumların, günümüzde, hedef kitlesinin   yoğun olarak kullanmayı tercih ettiği,  yeni medya aracılığıyla online basın bütenleri şeklinde iletildiği görülmektedir. 

Bu araştırmanın amacı,  J.Baudrillard’ın  Tüketim Kültürü savları kapsamında Yeni Medya aracılığıyla gerçekliğin tüketimi olgusunu analiz ederek, bu dönüşümün (an’ı ve gerçekliği tüketerek ortaya çıkan iletişim biçimi),  dürüstlük ve açıklık ilkesi ile iş gören Halkla İlişkiler alanı için anlamını, hedef kitle, duyurum ve kullanılan araçlar gibi belirli başlıklarda, PR 2.0 kavramı ile ilişkilendirerek değerlendirmektir.

“Yeni Medya kullanımı ile an’ın ve gerçekliğin tüketilmesi, Halkla İlişkiler Alanını nasıl etkiler?” Araştırma sorusu olarak ele alınmıştır.

 

Anahtar Kelimeler; Halkla İlişkiler, Tüketim Kültürü, PR 2.0, Yeni Medya